Sultan Abdülhamid’in Hususi İradeleri

Semerkand Dergisi / Ocak 2014

Sultan II. Abdülhamid, 19. yüzyılın son çeyreği ile 20. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti’nin tahtında bulunmuştur. Hükümdarlık süresi 33 yıl gibi uzun bir dönemi kapsamaktadır. Sultan II. Abdülhamid’in hükümdarlık yıllarının Osmanlı Devleti’nin çöküş dönemine ve dünya tarihini derinden etkileyen olaylara denk gelmesi, II. Abdülhamid döneminin özel olarak incelenmesini gerekli kılmaktadır. Ayrıca günümüzde de varlığını devam ettiren birçok kurumun temellerinin onun saltanat yıllarında atılmış olması da Sultan II. Abdülhamid isminin sık sık gündeme gelmesine sebep olmuştur.

 

YILDIZLI YILLAR

 

II. Abdülhamid 1878 yılından itibaren devlet idaresini Babıâli’den (hükümet merkezinden) Yıldız Sarayı’na aktarır. Çeşitli devlet işleri hakkında ne tür kararlar alınması gerektiğini ‘Hususi İradeler’ vasıtasıyla sadrazama iletir. Dolayısıyla konular hükümetle müzakere edilirken padişahın görüşü temel alınmak suretiyle kararlar verilir. Daha sonra hükümetin aldığı kararlar onay için tekrar saraya gönderilir. Yani Hususi İradeler her konuda Padişahın özgün düşüncelerini yansıttığı için önemlidir. İradeler incelendiğinde, Sultan Abdülhamid’in hangi konuda ne düşündüğü, ne tür icraatların yapılmasını istediği daha iyi anlaşılabilir.

 

Osmanlı’nın çöküş döneminde tahta çıkan ve izlediği siyasetle uluslararası kamuoyunu derinden etkileyen II. Abdülhamid Han, halkın günlük hayatı ile de ilgilenmiş miydi? Özellikle İstanbul ahalisinin günlük yaşantılarını etkileyecek ne tür kararlar almıştı? Padişahın kendi düşüncelerine dayanan belgeler incelendiğinde şaşırtıcı bir Abdülhamid portresi ile karşılaşıyorsunuz. İmarethanelerde pişirilen çorbaların içindeki pirinç tanelerinin azlığından, Terkos suyuna soda karıştırılmasına kadar her konudan haberdar olan ve bunlara çözüm arayan bir devlet adamı çıkıyor karşımıza. Bir taraftan basına sansür uygularken, diğer taraftan birçok gazeteye devlet bütçesinden ödenek sağlayan bir padişah portresi izliyoruz. Ayrıca fakir ve muhtaçları sahiplenip onlara yardımcı olan, temel gıda maddelerinin fiyatlarının yükseltilmesine her seferinde engel olan bir anlayışa şahit oluyoruz. Sarayından fazla çıkmadığı için eleştirilmesine rağmen İstanbul’da meydana gelen her olaydan haberdar, daima hayatın içinde ve halkın yanında olan bir hükümdar gözlemliyoruz. Şimdi hep siyasî icraatları ile ön plana çıkarılan Sultan Abdülhamid’i insanî yönüyle tanıma fırsatı bulabileceğimiz birkaç irade örneğine yer verelim.

 

EKMEK FİYATI

 

“Buğday fiyatının artmasından dolayı ekmeğin beher okkasına beş para zam yapılmasının lazım geleceği Şehremaneti (belediye başkanlığı) tarafından arz olunduktan sonra, ekmek fiyatının yükselmesine mani olmak için Şehremaneti ve Ticaret Odaları ilgililerinden oluşmak üzere hemen bir komisyon kurulmasıyla, bulunacak çare ve tedbirlerin arzı hakkında Padişah Efendimiz’in emir ve iradeleri malumdur. 19 Haziran 1899 tarihli sadaret tezkeresinde, bugün toplanması emir ve ferman buyrulmuş olan komisyon üyelerinin toplanmasının yarına kaldığını beyan etmektesiniz. İşbu komisyonun her halükârda yarın toplanarak, önceki tebligat uyarınca ekmeğe zam yapılmaması konusunda alınacak kararların yarın akşam saraya iletilmesi Padişahımız Efendimiz hazretlerinin emir ve iradeleri gereğidir.” (Saray Başkâtibi Tahsin – 19 Haziran 1889)

 

KÖMÜR FİYATI

 

“Önemli zaruri ihtiyaçlar arasında yer alan kömürün fiyatının dengede tutulması gerekli olup, bu konuda tedbir alınması daha önce Merhametli Padişahımızca irade edilmişti. Hal böyle iken ne tür bir tedbir alındığına dair Zat-ı Şahaneleri’ne herhangi bir maruzatta bulunulmamıştır. Bu gibi kışlık ihtiyaçların tedarik zamanı olan bu mevsimde gerekli tedbirlerin alınarak ahalinin geçen kış olduğu gibi yakacak sıkıntısı çekmesine meydan verilmemesi gerekmektedir. Ona göre icabının yerine getirilmesi Padişahımız Efendimiz hazretlerinin emir ve iradeleri gereğidir.” (Saray Başkâtibi Tahsin – 15 Ağustos 1898)

 

GAYRİMÜSLİMLERE BAYRAM HARÇLIĞI

 

“Maddi sıkıntı içinde bulunduklarından ve Paskalya ve Hamursuz Bayramı’nın yaklaşmasından dolayı Padişahtan armağan talep eden Rum Patrikhanesi’ne 75.000, Ermeni Katolik Patrikhanesi’ne 25.000, Hamamhane’ye 35.000 ve Ermeni Patrikhanesi’ne de 40.000 kuruş verilmesi hakkındaki hükümet kararını arz eden, 1 Nisan 1896 tarihli hususi sadaret tezkiresi üzerine icap eden vazifenin yerine getirilmesi Padişahımız Efendimiz hazretlerinin emir ve iradeleri gereğidir.” (Saray Başkâtibi Tahsin – 4 Nisan 1896)

 

HASTANE EKMEĞİ

 

“Şişli’deki Bulgar Hastanesi için, Zatı-ı Şahaneleri’nin emri ile günlük olarak yeterli miktarda et ile 45 okka ekmek tahsis edilmesi kararlaştırılmış idi. Bunlardan ekmek tahsisinin henüz başlatılmamış olduğu anlaşıldığından, belirlenen miktarda ekmeğin en kısa sürede günlük olarak hastaneye verilmesi Padişahımız Efendimiz hazretlerinin emir ve iradeleri gereğidir.” (Saray Başkâtibi Tahsin – 4 Nisan 1896)

 

“İmaretlerde pişirilmekte olan çorbaların pirinci azca bulunmuş olup, bunlara daha fazla pirinç konulması ile masrafın yükselmesi durumunda ilgili masraf Evkâf-ı Hümayun hazinesinden karşılanacağından imaretlerde pişirilecek çorbalara daha fazla pirinç konulmalıdır. Ekmeklerin dahi pişkin olmasına özen gösterilmelidir. Şimdiye kadar imaretlerde verilen pilavın da bundan sonra haftada iki defa verilmesi ve her imarette pişirilen çorba, pilav ve ekmeklerin hangi imarete ait olduğu belirtilerek numune olmak üzere bir miktarının saraya gönderilmesi Padişahımız Efendimiz hazretlerinin emir ve iradeleri gereğidir.” (Saray Başkâtibi Süreyya – 14 Eylül 1893)

 

NÖBETÇİ ECZANELER

 

“İstanbul’da bulunan eczanelerin ekserisinde geceleri nöbetçi eczacı bulunmadığından ilaç almak isteyenlerin sıkıntı çekmekte oldukları Zat-ı Şahaneleri’nin kulağına gitmiştir. Bundan böyle bütün eczanelerde gece ve gündüz nöbetçi eczacı bulundurulması hususunda Şehremaneti’ne (belediye başkanlığına) tebligat yapılması Padişahımız Efendimiz hazretlerinin emir ve iradeleri gereğidir.” (Saray Başkâtibi Tahsin – 18 Ağustos 1898)

 

OSMANLI TÜRKÇESİ

 

“İstanbul limanına eşya boşaltacak gemilerin yanaşacağı yerlere asmak üzere rıhtım şirketi tarafından hazırlanmış bulunan ve ekli pusulada şekli çizilmiş olan

bayrağa izin verildiği liman reisliği tarafından bildirilmiştir. Ancak rıhtım şirketi bir Osmanlı müessesesi olduğundan bu bayrağın ortasına Fransızca harflerin yerine Türkçe olarak “Osmanlı Rıhtım Şirketi” ibaresinin yazılması Padişahımız

Efendimiz hazretlerinin emir ve iradeleri gereğidir.” (Saray Başkâtibi Tahsin – 30 Haziran 1896)

 

(Prof. Dr. Vahdettin Engin’in Önder Küçükerman’ın Sultan Abdülhamid’in Hususi

İdarelerine göre İstanbul’da Gündelik Hayat” başlıklı yazısından yararlanarak...)

© 2016 Kenan Aydın