Osmanlı Mimarisinde Kuş Evleri

Semerkand Dergisi / Şubat 2013

Bizde her nedense mimarî sanat denildiği zaman, mimarî abidelerimizin en büyükleri akla geliyor. Onları çevreleyen, tamamlayan eserler, o eserlerde saklı sanatlar unutuluyor. Bunları nesillere armağan eden sanatkârların adları ise hiç bilinmiyor. Oysa medeniyetimizin parlak çağlarında sadece büyük usta Mimar Sinan değil, her sanat dalında binlerce Mimar Sinan var.

 

Osmanlı mimarisi içinde, büyük sanatların biri de bu yapılarla bütünleşmiş kuş evleridir. Bu evcikler yapıların karakteristiğine de etki eder, adeta onları şekillendirir. Minareler, merdivenler, balkonlar ve her türlü geometrik girinti çıkıntılar planlanırken kuş ölçülerine göre düşünülürdü.

 

Bu kuş evleri bazen üstü çatı ile kaplı bir yapının altı armudî dilimli bir kubbesi olarak karşımıza çıkarken, bazen de duvar üzerinde bir taş çıkıntı, bir kafes halini alır. Bazen köşelerde, saçak altlarında kümeleşirken, bazen de pencerelerin, kapıların oyukları birer kuş, güvercin, kumru barınağı olarak hesaplanırdı.

 

Hafif ve ince yapıları içinde bu evciklerin yağmura, rüzgâra, zamanın yıpratıcılığına karşı koyabilenleri bugüne kadar gelebildi. Bunların bazıları da anlayışsız ellerde yıprandı ya da maalesef zamanla ortadan kaldırıldı.

 

İLK KUŞ EVLERİ

 

Osmanlı’da kuşlara mahsus ilk evcikler -bunlar daha çok oyuklar şeklinde- Bursa’da camilerde, medreselerde, hanlarda karşımıza çıkıyor. Çok defa “Maaşallah kân”,

“Ya Hâfız”, “Tebârekellah” yazıları yanında yer alıyor. Bugün ise Bursa’da harap olmuş bazılarından başka öyle tam ve sağlam kuş evciklerine rastlamak pek mümkün

değil.

 

İstanbul için söyleyecek olursak, şehrin İslâm öncesi dönemine ait böyle bir uygulama yok. Mesela Ayasofya’da rastlayamıyoruz. Hıristiyanlıkta güvercin kutsal bir

kuş olmasına rağmen mimarî planlamalarda dikkate alınmıyor. Fakat duvarlarda, rölyeflerde güvercin resmi ya da kabartması bulabiliyoruz.

 

Fetihten sonra ise ilk yapılan cami olan Eyüp Camii’ne kuş evleri de konuluyor. Gerçi bu cami ilk yapıldığı haliyle kalmaz. Yer yer eski şeklini muhafaza ederek, ikinci defa barok bir üslupta yapılır. Fakat yine de duvarlarında kuş evleri unutulmaz. Bu evciklerde kule ve duvar saatlerine benzer çizgiler göze çarpar.

 

Klasik mimarî üslubumuzda kuş evcikleri, üzerinde bulunduğu yapının üslubuna göre tasarlanırken barok ve rokoko yapılarda da aynı uyum gözetilmiştir. Fakat en zarif kuş evleri klasik mimarî üslupta olanlarıdır desek yeridir.

 

KUŞ EVLERİNİN EN GÜZELLERİ

 

En güzel kuş evlerine Üsküdar’da rastlamak mümkündür diyebiliriz. Gülnuş Emetullah Valide Sultan Camii’ne (yani Yeni Valide Camii) gidildiği zaman görülen güzellik karşısında insanın ağzı açık kalır. Birbirinden zarif kuş evleri bu muhteşem mabedin bugün dahi süsü olarak durmaktadır.

 

Kadın sultanların eserleri Üsküdar’ı süslediği gibi şehrin panoramasına da yenilikler katar. Üsküdar’ın iki ünlü camisi (Yeni Valide ve Mihrimah Sultan Camileri), duvarlarında kuş evleri görülen, yani cemaati arasında kuşlar da olan camilerin en güzel örnekleridir denilebilir. Kapıları değil ama sanki pencereleri kuşlara açık. Bütün süsler, girinti çıkıntılar sanki kuşları eğlendirmek yahut onlara bir vazife vermek için yapılmış.

 

İki yanı iki zarif minare ile süslenen kabartma kuş evi, Osmanlı taş işlemeciliğinin hayale enginlik veren, maddeden sıyrılmış, masal ve şiir âlemine aitmiş gibi duran şekilleridir. Daha doğrusu kuşlara mahsus bu eserlerde, insanlara mahsus olanlardan neler varsa katılmıştır. Burada pencere süsleri ince dantellere bürünür. Kubbe ise hiçbir mimaride görmediğimiz bir biçimdedir. Bir alemle mi biter, yoksa üzeri sivrilmemiş külah ile mi, belli değildir.

 

Hayal ile gerçek, bu sanat eserlerinde kabartma bir resim şeklinde gösterilmiş ve duvarlarda türlü şekil oyunları tecrübe edilmiş, gerçek mimarînin varamayacağı fantezilere varılmıştır artık. Bu güzel camilerin ilk başta görülmeyen fakat baktıkça ortaya çıkan özelliği, duvarların oya gibi işlenip yer yer değişen motiflerle örgülü olmasıdır.

 

Üsküdar Selimiye Kışlası karşısında III. Selim’in yaptırdığı Selimiye Camii duvarlarında ve kuleciklerinde görülen hücrelerin ise her tarafı geniş ve büyük kafeslerle çevrilidir. Burada görülen pencerelerin bir kısmı süs olarak yapılmışsa da, bir kısmı kuşlara barınak olarak tasarlanmıştır.

 

Denilebilir ki, Osmanlı mimarlığı ile başlayan bu kuş evleri klasik mimarimizle başlamış, oradan da barok üslupta büsbütün sıklaşıp adeta bu mimarinin ayrılmaz bir unsuru oluvermiştir. Bunun sebebi, barok mimarinin İslâmlaşarak şekil değiştirmesi, Batı’da eserin tamamlayıcısı olan heykellerin yerini kuş evlerinin almış olmasıdır.

 

GERİYE KALAN

 

Bugün artık zamanla harap olmuş örneklerin dışında kuş evine rastlamak mümkün değil. Ne yazık ki Osmanlı mimarî eserlerinin en kısa ömürlüsü ve çabuk yıprananı bunlardır. Bugün gördüğümüz kuş evleri yarın belki büsbütün ortadan kalkacak, izine dahi rastlanılmayacak. Kim bilir, belki bir el değer, yeniden yapılmaya başlanır. Ne de güzel olur! Böylece hem Müslümanların diğer canlılarla olan şefkat ve merhamet eksenli ilişkisi ortaya çıkmış olur, hem de hayatımızı renklendiren o güzelim kuşlara yaşayabilecekleri rahat bir mekan sunulmuş olur.

 

Malik Aksel’in “İstanbul mimarisinde kuş evleri” yazısından faydalanılmıştır.

© 2016 Kenan Aydın