30 Mart Öncesi Bir Seçim Analizi

Ajans Dergisi / Şubat 2014

Türkiye kritik bir süreçten geçiyor. Hükümet ile “paralel yapı” olduğu iddia edilen cemaat arasındaki polemiğe her geçen gün başka tartışmalar ekleniyor. Tüm bu olan biten, 3 kritik seçimin yapılacağı bir dönemin öncesinde gerçekleşiyor. 2009 Yerel Seçimlerinin öncesini hatırlayalım; bugünlerde partilerin adayları belli olur, ciddi bir siyasi propaganda faaliyeti başlardı. Bu kez bırakalım propaganda faaliyetini, henüz bazı ilçelerin adayları bile belli olmuş değil. Herkes, şaşkın gözlerle olanı biteni izliyor. Ekonomide de siyasi gerilim nedeniyle bir dalgalanma var. Tüm toplum bu satırların kaleme alındığı sırada Dolar ve Euro’daki yükselişe odaklanmıştı.

 

30 MART NEDEN ÖNEMLİ?

 

30 Mart seçimleri Türkiye’nin yakın geleceği için oldukça önemli. Her şeyden önce seçim sonuçları, 2015’te yapılması planlanan genel seçimler için kanaat sahibi olmamızı sağlayacak. Özellikle büyükşehirlerde alınacak neticeler partilerin önünü görmesi bakımından mühim. İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyelerindeki AK Parti hakimiyeti sırf bu nedenle kırılmak isteniyor. Keza Adalet ve Kalkınma Partisi de İzmir’de koltuğu CHP’den almanın hesaplarını yapıyor. İktidar partisi ve ana muhalefet partisinin İstanbul, Ankara ve İzmir için kıyasıya mücadele etmesi, bu üç kentte yaşayan yaklaşık 25 milyon vatandaşa 30 Mart öncesinde belediyecilik hizmetleriyle kendini göstererek, oy potansiyelini artırma çabasından başka bir anlama gelmiyor. Bu, genel seçimler öncesinde psikolojik ve siyasi ön hazırlık olması bakımından avantajlı olduğu kadar riskli de bir yol. Mesela İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kazanan parti şayet hizmet üretme bakımından zayıf kalırsa, 17 milyon insanın zihninde genel seçim öncesinde pek de olumlu bir imaj bırakmamış olacak. Partiler, bu hakikatleri göz önünde bulundurarak kazanması ve hizmet etmesi muhtemel adaylar üzerine yoğunlaştılar. Öncelikli hedef, elbette seçimlerin galibi olmak. Ancak, asıl iş belediye başkanlığı koltuğuna oturduktan sonra başlıyor.

 

MUHTEMEL ADAYLAR KİMLERDİ?

 

Meclis’te grubu bulanan partiler bu noktadan hareketle ilginç isimleri aday gösterdiler. Özellikle AK Parti ve CHP için gemiler yakıldı, diyebiliriz. İktidar partisinin İstanbul, Ankara ve İzmir adayları için pek çok isim gündeme geldi. Kulislerde uzun süre Egemen Bağış ve Binali Yıldırım’ın ismi İstanbul adayı olarak zikredildi. Mevcut başkan Topbaş’ın özellikle Gezi sürecinde yıprandığı iddia ediliyordu. Ulaştırma Bakanlığı görevini 12 yıldır başarıyla icra eden eski Bakan Binali Yıldırım’ın bakanlıktaki icraatları nedeniyle İstanbul’da karşısına kim çıkarılırsa çıkarılsın kazanacağı düşünülüyordu. AB eski Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’a da özellikle toplum üzerinde oluşturduğu imaj nedeniyle aday olduğu takdirde kazanacağı gözüyle bakılıyordu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin en büyük arzusu yerel seçimlerde İstanbul’u almaktı. CHP’nin İstanbul adayının kim olacağı sorusu uzun süre gündemi meşgul etti. 2009’da sürpriz bir şekilde aday olan şimdiki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun da seçimi kaybetmesi üzerine bu sefer, daha güçlü bir aday üzerine yoğunlaşıldığı tahmin ediliyordu. Adaylık için adı geçen en güçlü isim Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul eski İl Başkanı Gürsel Tekin’di. CHP’nin, Kılıçdaroğlu’yla 2009’da kazanamadığı büyükşehir belediye başkanlığı için şansını bu kez hem İstanbul’u iyi bilen hem de parti içerisinde güçlü bir konuma sahip olan Tekin’le deneyeceği iddia ediliyordu. Yerel seçimlerde CHP kadar başarılı olamayan diğer muhalefet partisi MHP’nin İstanbul, Ankara ve İzmir için sansasyonel isimlerle yola çıkmak yerine, parti içerisinde saygınlığı olan kişilerle seçime katılacağı tahmin ediliyordu. BDP’nin de İstanbul için çok sürpriz bir isme başvuracağı pek beklenmiyordu doğrusu. Tahminler özellikle İstanbul’da rekabetin iki parti arasında olacağı şeklindeydi: AK Parti ve CHP.

 

SÜRPRİZ ADAYLAR, İLGİNÇ REKABET

 

Partilerin adaylarını açıklamadan önce yapılan tahminler öngörüden ibaretti yalnızca. Nitekim, partilerin adaylarının çoğu, adaylık sürecinden önce bahsedilen isimlerden farklı. Kabine revizyonunda da benzeri bir durumla karşı karşıya kalmıştık. Hatırlayalım, birileri “içeriden” bilgi sızdırmış, Radikal gazetesi alelacele hazırladığı manşetinde bu bilgiye yer vermiş ve amiyane tabirle ters köşe olmuştu. Yaşananlardan anladığımız şu: Partilerin genel merkezinden resmî açıklama gelmedikçe söylentilere itibar edilmemeli. Gerçi son dönemde Türkiye’de yaşanan gerilimin aday tercihlerinde etkin olduğunu da gözardı etmemek gerekiyor.

 

Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul’da beklentilerin aksine mevcut başkan Kadir Topbaş’la seçimlere girecek. Anlaşılan o ki; iktidar partisi Kadir Topbaş’ın Gezi sürecindeki yıpranmalarına göğüs gerecek. Topbaş’ın İstanbul’da işi bu kez biraz daha zor. 2009’da Kemal Kılıçdaroğlu ile yarışan mevcut başkanının karşısında şimdi iki güçlü rakibi bulunuyor. CHP, neredeyse 20 yıldır içinde büyüttüğü İBB Genel Başkanlığı hayalini, 2008’de partisinden ihraç ettiği Mustafa Sarıgül’le gerçekleştirmek istiyor. Sarıgül’ün geçtiğimiz günlerde başına gelen malvarlığına el koyma olayı, seçim sürecini nasıl etkileyecek bilinmez. Ancak Topbaş’ın Sarıgül karşısında zorlanacağı iddia ediliyor. BDP’den ayrılan bir grup milletvekili tarafından kurulan HDP’nin İstanbul adayı da Topbaş için önemli bir rakip. Sempatik tavırlarıyla dikkat çeken HDP İstanbul milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve eşbaşkan adayı Pınar Aydınlar’ın İstanbul için bir alternatif olabileceği üzerinde duruluyor. Başka bir tespit de Topbaş’ın işini kolaylaştıracağı ihtimalini gündeme getiriyor. Buna göre HDP’li Önder, CHP’nin oylarını bölebilir. Zira, iki aday da seçim stratejilerini benzer söylemler üzerine kurgulamış durumda.

 

Ankara için de İstanbul gibi bir durum söz konusu. 1994’ten bu yana Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yapan AK Partili Melih Gökçek’in karşısına ana muhalefet partisi ilginç bir aday çıkardı. 2009 seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Mansur Yavaş, bu kez CHP için ter dökecek. Yavaş’ın geçen seçimlerde Gökçek’i zorladığını biliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi sağ-milliyetçi kökenli bir adayla Ankara’da gözünü karartmışa benziyor. Gökçek için bir başka handikap uzun süredir bitmeyen Sincan Metrosu inşaatı. 13 yıldan bu yana çalışmaları süren Sincan Metrosu, Ankaralıları oldukça rahatsız etmiş durumda. CHP, Mansur Yavaş’la Ankara’da 20 yıllık hasretini bitirmek istiyor. MHP Ankara’da Mevlüt Karakaya ile HDP de eşbaşkan adayları Salman Kaya ve Songül Erol Abdil ile seçime girecek. Karakaya, Kaya ve Abdil’in, Mansur Yavaş ve Melih Gökçek kadar iddialı olmadıkları söyleniyor.

 

İzmir’de AK Parti ve CHP için İstanbul ile Ankara’nın tam tersi bir durum söz konusu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı bir türlü kazanamayan iktidar partisi bu kez güçlü bir adayla CHP’nin, yani mevcut başkan Aziz Kocaoğlu’nun karşısına çıkacak. Bu kişi, kabinede en uzun süre bakanlık yapan isim olarak kayıtlara geçen Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme eski Bakanı Binali Yıldırım. AK Parti Yıldırım’la İzmir’i almak istiyor. Bu satırlar kaleme alınırken MHP ve HDP’nin adayları henüz kesinleşmiş değildi. Görünen o ki İzmir’de de rekabet büyük oranda AK Parti ile CHP arasında olacak.

 

SONUÇ YERİNE

 

2014 Türkiye için oldukça zor bir yıl olacak. 30 Mart Yerel Seçimleri bir bakıma bu sürecin başlangıcı. Hükümet-cemaat polemiği muhalefet partilerinin de müdahil olmasıyla birlikte yerel seçimlerin sonuçlarını etkileyeceğe benziyor. Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir’den alınacak sonuçlar hem iktidar partisi için hem de muhalefet partileri için hayati öneme sahip. Şayet iktidar partisi herhangi bir oy kaybıyla karşı karşıya kalırsa, ardından gelecek Cumhurbaşkanlığı seçimi ve sonrasında gerçekleşecek olan genel seçimlerin seyri değişebilir. 31 Mart sabahına uyandığımızda, önümüzdeki 1,5 yılın fotoğrafını hep birlikte görmüş olacağız. Mühim olansa kazananın Türkiye olması.

© 2016 Kenan Aydın