30 Mart'a Yaklaşırken

Ajans Dergisi / Mart 2014

31 Mart sabahına uyandığımızda başka bir Türkiye ile karşılaşabiliriz. Seçimin akıbeti içerisinde bulunduğumuz ekonomik ve siyasi gerilimin de seyrini belirleyecek.

 

Türkiye siyasal ve toplumsal gerilimlerle birlikte yeni bir seçime doğru ilerliyor. İçerisinde bulunduğumuz ayın son gününde ortaya çıkacak olan sonuç, yalnızca seçimde başarılı olan partinin kim olacağını göstermeyecek, Türkiye’de 2014 ve 2015’te yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimler öncesinde fikir vermiş olacak. 17 Aralık’ta gerçekleştirilen operasyondan önce hayat olağan seyri ile devam ederken (dershane tartışmalarını da 17 Aralık bağlamında değerlendirmek gerekiyor), 30 Mart yerel seçimlerinin sonuçları kamuoyunun ilgisini bugünkü kadar çekmiyordu. Herkesin zihninde netice ile ilgili bir kanaat vardı. Ancak şimdi, “Her an her şey olabilir” düşüncesi ağır basıyor. Bu satırların kaleme alındığı günlerde Cumhuriyet tarihinin en büyük telekulak skandalı ortaya çıkarılmış, siyaset pusulasının göstergeleri hangi yöne doğru hareket edeceğini şaşırmıştı. Fakat bir gerçek var, Türkiye’de hukuka aykırı birtakım fiiller devletten bağımsız bir takım organizasyonlar tarafından hayata geçiriliyor. İletişim teknolojilerinin, okuma yazma oranlarının bu kadar ilerlediği bir dönemde millet olan bitene kayıtsız kalmayacak. Tepkisini sandıkta sarih bir şekilde ortaya koyacak.

 

İSTANBUL’DA SON DURUM

 

Mahalli seçimler için İstanbul oldukça önemli bir şehir. Türkiye’nin prototipi diyebileceğimiz mega kentte belediye başkanlığı seçimini kazanan parti, önümüzdeki genel seçimler için oldukça önemli bir fırsatı eline geçirmiş olacak. Geçen ay da yine dergimizin gündem sayfalarına kayıt düşülmüştü, Türkiye nüfusunun önemli bir bölümünü bünyesinde barındıran pay-i tahtta bu nedenle kıyasıya mücadele yaşanıyor. Bu mücadelenin Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı Mustafa Sarıgül’le, AK Parti adayı Kadir Topbaş özelinde yaşandığını söylemeliyiz. HDP’nin belediye başkan adayı Sırrı Süreyya Önder’in de solun ve Kürt seçmenin oylarının bir kısmını elinde bulundurduğu gerçeğini de göz ardı etmemeliyiz. Mustafa Sarıgül’ü en çok zora sokan durumlardan biri de bu. Sırf bu nedenle Sarıgül meydanlarda özellikle birlik ve beraberlik vurgusu yapıyor; Kürt, Türk ayırt etmeksizin, hangi siyasi partiye mensup olduğuna bakmaksızın herkese hizmet edeceğinin altını çiziyor. Kullandığı afişler de ilginç. “Ayasofya için oy ver” afişinde ne kastettiği tam olarak anlaşılamasa da İstanbul’da yaşayan herkesin problemlerine çözüm önerileri sunmak için aday olduğunu ifade etmeye çalışıyor. İstanbul’un trafik sorununa, su sorununa vurgu yaparak AK Parti adayı Kadir Topbaş’ı köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Eleştirilerini yalnızca Kadir Topbaş üzerinden de yapmıyor, yolsuzluk iddiaları ve tape’leri gündeme getirerek adeta genel seçimler için ön hazırlık yapıyor.

 

2009’dan bu yana İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Kadir Topbaş Sarıgül kadar olmasa da Şişli Belediyesi’ndeki yolsuzluk iddiaları ile cevap veriyor rakibine. Trafik sorununa ilişkin eleştirileri de yanıtlayan Topbaş, dünyanın dört bir tarafına gittiğini, İstanbul’daki problemin aynısının her büyük kentte yaşandığını, uygulamaya koydukları projelerin dünyanın dikkatini çektiğini ifade ediyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın sosyal medyada rakibi Sarıgül’e verdiği cevap da hayli ilginç. Sarıgül’ün, “İstanbul’u eski günlerine kavuşturacağız” şeklinde paylaştığı iletisine verdiği, “Çok özlemişlerse çöpleri 1 hafta toplamayız olur biter” yanıtıyla İstanbul’un CHP’li günlerine atıfta bulunuyor. AK Parti adayı Topbaş için de bazı handikaplar mevcut. Özellikle Gezi olayları İstanbul’da, “Her şeye rağmen AK Parti” diyen bir kesimin oylarının başka partilere kaymasına neden oldu. Ayrıca mevcut başkan, Sarıgül’e göre yaşının ileri olması ve İstanbul’un merkezinin gökdelenler tarlası olmasına izin vermesi gibi nedenlerle de eleştiriliyor. İstanbul için çetin bir mücadele olacak.

 

ANKARA VE İZMİR

 

Melih Gökçek Başkent’te 20 yıldan beri devam eden başkanlık sürecinde pek çok isimle rekabet etti. Her seferinde de başarılı oldu. Şimdiyse karşısında daha güçlü bir rakip var: CHP adayı Mansur Yavaş. Milliyetçi kimliğiyle sağ seçmenin, parti kimliğiyle de sol seçmenin oylarını almaya müsait görünüyor. Ankara’da yaşanan afiş savaşları da Gökçek’in Yavaş’ı dişli bir rakip olarak gördüğünün işareti. Miting bölgelerinde diğer adayın afişinin üzerine kendi afişini yerleştiren Gökçek ve ekibinin Mansur Yavaş’ı ciddiye aldığının göstergesi. 7 yıldır bitmeyen metro meselesi de Gökçek’in imajını zedelemiş görünüyor. Mansur Yavaş için en büyük problemse milliyetçi camiadan gelmiş olması. Ankara’nın sol seçmeni gözünü kapatıp Yavaş’a oy verirse Gökçek’in hayli zorlanacağını söyleyebiliriz.

 

İzmir’de de AK Parti gözünü karartmış durumda. Ulaştırma eski Bakanı Binali Yıldırım’la seçime giren iktidar partisi CHP’nin kalesine göz dikmiş görünüyor. Eski Bakan’ın İzmir için açıkladığı projeler de hayli dikkat çekici. 1414 proje içinde en öne çıkanları İzmir’in ana sorunlarına getirilen çözümlerden oluşuyor. İzmir için Yıldırım’ın sloganı ise afişe edilecek cinsten: “Benim için zor hemen yapılır, imkansız biraz zaman alır.”

 

SONUÇ

 

31 Mart sabahına uyandığımızda başka bir Türkiye ile karşılaşabiliriz. Seçimin akıbeti bugün yaşananların geleceğini de belirleyecek. Eğer AK Parti’nin oy oranı yüksek çıkarsa suların durulacağını söyleyebiliriz. Geçen seçime nazaran bir düşme işareti belirirse “paralel yapı” olarak adlandırılan organizasyonun yeni operasyonlar için adım atacağı iddia ediliyor. Genel seçimler öncesi prova olarak değerlendirilen 30 Mart Türkiye için bir milat olacak. 3 büyük şehirde hangi parti kazanırsa genel seçimlerin seyrini de o parti belirleyecek.

© 2016 Kenan Aydın